Prim artışı, sigortalı artışı değildir: Prim 9 ayda reel olarak geriledi, poliçe sayısı ilk yarıda azaldı
Toplanan primin büyümesi, tek başına daha fazla insanın sigortalandığını ya da sigortaya güvenin arttığını göstermez. TSB verilerine göre prim reel olarak geriledi, poliçe sayısı azaldı.

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, A Para TV'de yayımlanan Ekonomi Masası programında sektörün eylül sonu itibarıyla yaklaşık 1,1 trilyon liralık prim üretimine ulaştığını, yıl sonu için yaklaşık 1,7 trilyon lira, 2030 için ise 50 milyar dolarlık üretim hedeflediklerini açıkladı. Sektörün büyüme hedeflerini ve verilerini kamuoyuyla paylaşan Türkiye Sigorta Birliği'ne teşekkür ediyoruz.
Ancak sektörün büyümesini konuşurken önce neyin büyüdüğünü sormak gerekiyor: Toplanan prim mi, sigortalı sayısı mı, yoksa güvence altına alınan insan, konut ve iş yeri sayısı mı? Bunlar aynı şey değil.
VERİLER NE GÖSTERİYOR?
Bunu da okuyun: Sel, koruma açığını gösterdi: Kasko ile yangın ve doğal afet sigortası hem poliçe hem reel primde geriliyor
Sigorta Gazetesi'nin aktardığı TSB verilerine göre ilk dokuz ayda toplam prim üretimi nominal olarak yüzde 28 artarken, enflasyondan arındırıldığında yüzde 1,34 geriledi.
Poliçe sayısında ise tablo daha da dikkat çekici. Yine TSB verilerine göre 2026'nın ilk yarısında toplam poliçe sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 azalarak yaklaşık 83 milyona indi. Aynı dönemde kasko poliçesi sayısı yüzde 1,55, yangın ve doğal afet poliçesi sayısı yüzde 4,4 azaldı. Buna karşılık trafik sigortasında poliçe sayısı yüzde 4,13, sağlıkta yüzde 7,34 arttı. Sigorta Kulisi'nin aktardığı açıklamaya göre Türkiye'de araçların yaklaşık yüzde 25'i kaskolu.
BİZE GÖRE PRİM, NE SİGORTALI SAYISININ NE DE GÜVENİN ÖLÇÜSÜ
Aynı kişi, aynı poliçeye bir yıl sonra daha fazla para ödediğinde prim üretimi artar. Ama bu, yeni bir kişinin sigortayla tanıştığını göstermez. Prim, fiyat artışları ve enflasyonla da büyür. Nitekim TSB verilerine göre ilk dokuz ayda prim üretimi nominal olarak yüzde 28 artmasına rağmen reel olarak yüzde 1,34 geriledi; yılın ilk yarısında ise toplam poliçe sayısı yüzde 0,8 azaldı.
Bu nedenle bize göre prim artışını sigortalı sayısındaki artış ya da sigortaya duyulan güvenin göstergesi gibi sunmak yanlış. Bir sigorta şirketinin ve sektörün güvenilirliği toplanan primle değil; hasarı zamanında ve eksiksiz ödemesiyle, sigortalının poliçesini anlayabilmesiyle ve poliçesini yenilemeyi tercih etmesiyle ölçülür.
ASIL ÖLÇÜ: KAÇ KİŞİ GÜVENCEYE ULAŞTI?
Sigorta bilinci, vatandaşa yalnızca "sigorta yaptır" demekle oluşmaz. Vatandaş poliçesinin neyi karşıladığını biliyor mu? Nelerin kapsam dışında kaldığını satın alırken öğreniyor mu? Hasar olduğunda kime başvuracağını biliyor mu?
Bize göre prim rakamları kadar şu soruların cevabı da kamuoyuyla paylaşılmalı: İlk kez kaç kişi sigorta yaptırdı? Kaç araç ilk kez kaskolandı? Kaç kişi poliçesini yenilemedi ve bunun gerekçesi neydi; fiyat mı, ihtiyaç duymamak mı, yoksa yaşadığı bir hasar deneyimi mi? Bu soruların cevabı, daha fazla insana nasıl ulaşılacağını da gösterir.
Sigortacılığın başarısı yalnızca toplanan primin büyüklüğüyle değil, güvence altına alınan hayatların, evlerin, araçların ve işletmelerin sayısıyla da ölçülmeli. Sigortanın Sesi olarak sektörün büyümesini önemsiyoruz; ancak sigortanın toplumun ne kadarına ulaşabildiğini de konuşmamız gerektiğine inanıyoruz.
SORULARIMIZ
1. Türkiye Sigorta Birliği'ne: Prim üretimi hedeflerinin yanında sigortalılık oranları ve poliçe sayısı için de ölçülebilir hedefler açıklanacak mı?
2. Türkiye Sigorta Birliği'ne: Poliçesini yenilemeyen sigortalıların gerekçelerine ilişkin bir araştırma yapıldı mı? Yapıldıysa sonuçları kamuoyuyla paylaşılabilir mi?
3. Türkiye Sigorta Birliği'ne: Sigorta bilincini artırmak için vatandaşın poliçesinin kapsamını ve kapsam dışı durumları daha kolay anlamasına yönelik hangi somut çalışmalar planlanıyor?
CEVAP HAKKI
Türkiye Sigorta Birliği'nin açıklamalarını aynen yayımlamaya hazırız.
#SigortaBilinci #SigortaSektörü #Kasko #Sigortalılık #TSB #SigortanınSesi
Sektörü kaynağından takip edin
Bülten: mevzuat değişiklikleri, veriler ve analizler — her biri kaynağı gösterilerek.









