Haberi Olmadan Kaza Kaydı Oluşturuldu: Dokuz Yıl Sonra Öğrendi, Yargıtay'a Kadar Gitti
Bir araç sahibi, karışmadığını belirttiği kazanın sigorta sistemine işlendiğini dokuz yıl sonra öğrendi. Kaydın silinmesi için başvurdu, sonuç alamayınca dava açtı. Yargıtay ise davaya hangi mahkemenin bakması gerektiğini belirledi. Ancak geriye önemli bir soru kaldı: Yanlış olduğu ileri sürülen bir kayıt, vatandaşın haberi olmadan yıllarca sistemde nasıl kalabiliyor?

Bir tutanak, dokuz yıllık sessizlik
Olayın başlangıcı 2010 yılına uzanıyor.
İstanbul'da yaşayan bir araç sahibi, kendisine ait aracın karışmadığını belirttiği bir kazaya ilişkin tutanağın düzenlendiğini ve bu bilginin Sigorta Suistimalleri Bilgi Paylaşım Sistemi'ne (SİSBİS) işlendiğini 2019 yılında öğrendi.
Bunu da okuyun: Sahte kazaya karşı sahadaki göz: Hasar araştırmacıları için 31 Aralık'a kadar süre var
Araç sahibi, söz konusu kazaya karışmadığını belirterek ilgili sigorta şirketine birden fazla kez başvurdu. Ancak kaydın silinmesi talebi karşılanmadı. Bunun üzerine konu yargıya taşındı.
İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, dosyadaki önemli eksiklikleri değerlendirdi. Kaza tutanağında araç sahibinin imzası bulunmuyordu. Sürücü olarak başka bir kişinin adı yer alıyordu. Ayrıca aracın kazalı hâlini gösteren fotoğraf da dosyada bulunmuyordu.
Mahkeme, bu ve diğer hususları dikkate alarak SİSBİS kaydının silinmesine karar verdi.
Yargıtay neye karar verdi?
Yerel mahkemenin kararı kesinleştikten sonra Adalet Bakanlığı, görevli mahkemenin yanlış belirlendiği gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurdu.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
Yüksek Mahkemeye göre, somut olayda sigorta şirketi hizmet sağlayıcı, araç sahibi ise tüketici konumundaydı. Bu nedenle davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi değil, Tüketici Mahkemesiydi.
Yargıtay, yerel mahkeme kararını sonucunu değiştirmemek üzere kanun yararına bozdu.
Burada önemli bir ayrım var: Yargıtay, bütün SİSBİS kayıtlarının hukuka aykırı olduğuna karar vermedi. Sigorta şirketlerine yönelik yeni bir tazminat hükmü de kurmadı. Karar, somut uyuşmazlıkta görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin.
Peki, sistemdeki kayıtları kim kontrol ediyor?
Hukuki kararın ötesinde, olay sigorta sektörünün veri yönetimine ilişkin önemli sorular ortaya çıkarıyor.
Bir kaza tutanağında araç sahibinin imzası bulunmuyorsa, sürücü olarak başka bir kişi gösteriliyorsa ve kazalı araç fotoğrafı yoksa, bu bilgiler hangi doğrulama süreçlerinden geçirilerek sisteme alınıyor?
Araç sahibinin itirazı üzerine kaydı oluşturan bilgi ve belgeler neden yeniden değerlendirilip uyuşmazlık daha erken çözülemedi?
Bir vatandaşın, gerçeği yansıtmadığını ileri sürdüğü kaydın düzeltilmesi için dava açmak zorunda kalması önlenebilir miydi?
Bu sorular, olayda herhangi bir kurumun kasıtlı veya hukuka aykırı davrandığının kanıtı değildir. Ancak kayıtların doğruluğu, itirazların incelenmesi ve hatalı verilerin düzeltilmesi süreçlerinin sorgulanmasını gerekli kılıyor.
Suistimalle mücadele, vatandaşın mağduriyetine dönüşmemeli
Sigorta suistimalleriyle mücadele, sektörün mali yapısı ve dürüst sigortalıların korunması açısından vazgeçilmezdir. Ancak bu mücadelede kullanılan verilerin doğruluğu da en az suistimallerin tespiti kadar önemlidir.
SİSBİS gibi sistemler, şüpheli işlemlerin değerlendirilmesinde önemli bir işleve sahip olabilir. Fakat bir kaydın sistemde bulunması, tek başına ilgili kişinin suistimal gerçekleştirdiğinin kesinleştiği anlamına gelmez.
Bu nedenle şüpheli kayıtların hangi kriterlerle oluşturulduğu, hangi aşamalarda doğrulandığı ve ilgililerin itirazlarının nasıl sonuçlandırıldığı açık olmalıdır.
Özellikle kayıtların sigorta hizmetlerine erişim veya sigortalama kararları üzerinde etkili olduğu durumlarda, bu süreçlerin şeffaflığı daha da önem kazanır.
Sigortanın Sesi soruyor
Bu olayın ardından Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi ile sigorta şirketlerine yöneltilmesi gereken sorular var.
Bir vatandaş, SİSBİS'te kendisi veya aracı hakkında tutulan bir kaydın hangi gerekçeyle oluşturulduğunu öğrenebiliyor mu?
Yanlış olduğunu düşündüğü kaydın incelenmesi ve düzeltilmesi için hangi başvuru yollarını kullanabiliyor?
İtirazın sonuçlandırılması sırasında hangi belgeler ve kontroller esas alınıyor?
Ve en önemlisi, kaydın doğruluğu konusunda ciddi tereddütler ortaya çıktığında, vatandaşın mağduriyet yaşamaması için hangi önlemler alınıyor?
Sigorta sisteminin güvenilirliği yalnızca sahte hasarları tespit etmesine değil, hatalı kayıtları zamanında düzeltebilmesine de bağlıdır.
Yargıtay'ın kararı, tüketicilerin hangi mahkemeye başvurabileceği konusunda önemli bir hukuki açıklık sağladı. Ancak sektörün önündeki asıl mesele hâlâ duruyor:
Bir vatandaşın haberi olmadan oluşturulduğunu belirttiği kayıt, dokuz yıl sonra ortaya çıkıyorsa, sistem vatandaşı ne kadar koruyor?
Sigortanın Sesi olarak beklentimiz, suistimalle mücadele mekanizmaları güçlendirilirken doğru veri, etkili itiraz ve hızlı düzeltme ilkelerinin de aynı titizlikle uygulanmasıdır.
Çünkü sigorta, yalnızca suistimali önlemek değil, dürüst vatandaşı da korumak zorundadır.
Yanıt ve açıklama hakkı
Bu haberde gündeme getirilen sorulara ilişkin Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, ilgili sigorta şirketi ve yetkili kurumların açıklamalarına yer vermeye hazırız. Tarafımıza iletilecek yanıtları editoryal ilkelerimiz çerçevesinde değerlendireceğiz.
Sigortanın Sesi | Bağımsız Sektör Medyası info@sigortaninsesi.com
Sektörü kaynağından takip edin
Bülten: mevzuat değişiklikleri, veriler ve analizler — her biri kaynağı gösterilerek.










