Bu hafta yazdığımız haberler aynı kapıya çıktı: sigortalı masada yok


Bir haftadır masamda biriken haberlere üst üste baktım. Farklı konular: eksper ataması, temlik ve bloke tartışması, tahkim yolu, acentenin verdiği ek hizmetler, "ücretsiz" başlıklı duyurular. Hepsi ayrı dosya. Ama hepsinin altında aynı cümle yatıyor: sistem kendi içinde düzeliyor, sigortalı ise hâlâ sürecin konusu değil, nesnesi.
Bunu şikâyet olarak değil, tespit olarak yazıyorum. Çünkü bu hafta yazdığımız haberlerin çoğunda düzenleyici doğru adım attı.
EKSPER ATAMASI: DOĞRU KURGU, EKSİK SAHA
12 Şubat 2026'da yayımlanan ve 1 Nisan'da yürürlüğe giren Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği'ni haber yaparken ilk okumamda hata yaptım, sonra düzelttim: sigortalının itiraz yolu var. Yönetmeliğin 8. maddesi üç iş günü içinde itiraz, ardından itiraz eksperi, gerekirse en az on yıl deneyimli hakem eksper diyor. Kâğıt üzerinde işleyen bir zincir.
Sorun zincirde değil, zincirin nerede kurulduğunda. Hakem eksper incelemeyi dosya üzerinden yapıyor ve raporu nihai. Yirmi yıldır bu sektördeyim; bir hasarın hikâyesi çoğu zaman dosyaya girmez. Parçanın değişmesi mi gerekiyordu, düzelir miydi — bunu fotoğraf değil, aracın yanında geçirilen on dakika söyler. İlk eksper sahayı görür, itiraza bakan da masa başında karar verirse, iki görüşün tartışıldığı yer aslında hiç açılmamış olur.
Aynı yönetmelikte eksperin altı saat içinde görevi kabul ettiğini bildirmesi zorunlu. Süreye bu kadar hassasiyet gösteren bir metnin, itiraz aşamasında "gerekirse yerinde inceleme" cümlesini de kurması zor değildi.
Bir de ücret var: 14/3'e göre iki rapor arasında önemli fark çıkmazsa masrafı itiraz eden ödüyor. "Önemli fark"ın tanımı yok. Tanımsız bir eşik, itiraz etmeyi düşünen sigortalı için caydırıcıdır. Kurum bunu bir genelgeyle sayısallaştırırsa, madde amacına ulaşır.
TEMLİK, BLOKE VE "ÜCRETSİZ" HİZMET
Temlik yasağı 2020'de kanuna girdi ve amacı açıktı: sigortalının alacağının üçüncü ellerde pazarlık konusu olmasını önlemek. Bugün tartışılan bloke uygulamaları da bu çerçevede okunmalı. Ama sigortalıya şunu sormak gerekiyor: alacağının nereye gittiğini, hangi belgeye imza attığını gerçekten biliyor mu? Bu hafta okuduğum dosyaların bir kısmında cevap hayır.
Bir başka başlık: "ücretsiz hizmet" duyuruları. Sektörün alışkanlığı oldu. Söyleyeyim, bedava diye bir şey yok. Verilen her hizmetin bir maliyeti vardır ve o maliyet ya prime, ya hasar ödemesinin hızına yansır. Ticaret Bakanlığı'nın fiyat bilgisi içeren reklamlara ilişkin kılavuzu da "bedelsiz, bedava, ücretsiz" ifadelerini boşuna sınırlandırmıyor.
Asıl mesele şu: sigortalının bizden beklediği hediye değil. Beklediği, aradığında ulaşabildiği bir çağrı merkezi, dosyasının hangi aşamada olduğunu gösteren bir ekran ve ödemenin ne zaman yapılacağına dair net bir tarih. Bu üçünü veremeyen bir şirketin "ücretsiz" paketleri, sigortalının gözünde teselli ikramiyesidir.
TAHKİM: EN İYİ ARAÇ, EN AZ ANLATILAN
Sigorta Tahkim Komisyonu bu sektörün en işlevsel mekanizmalarından biri. 2025'te 758 binin üzerinde başvuru aldı. Buna rağmen sahada sigortalıların önemli bir kısmı bu yolu ya hiç bilmiyor ya da avukatsız kullanılamayacağını sanıyor.
Kanunun aradığı şey basit: şirkete başvur, cevap gelmezse ya da olumsuz gelirse tahkime git. Süre, kural olarak on beş iş günü; zorunlu trafik sigortasında Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi gereği on beş gün. İki cümlelik bir bilgi, ama kaç poliçe teslimatında anlatılıyor?
Bu yıl bir de yeni bir







