Rapor gelmeden uyuşmazlık doğmaz. Peki rapor hiç gelmezse?


Ağustos ayında bir sirküler yayımlandı. Çok konuşulmadı ama hasar süreçlerinde işleyişi değiştiren bir düzenleme. Kısaca şunu söylüyor: Kasko ve trafik sigortasında ekspertiz süreci devam ediyorsa, ortada henüz bir uyuşmazlık yok sayılıyor. Dolayısıyla tahkime gidilemiyor. Şartı da var. Sigorta şirketi süresi içinde eksper atadığını ve raporun kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle tamamlanmadığını veri merkezi üzerinden belgelemek zorunda. Belgelerse, tahkim kapısı kapanıyor. Önce mantığını anlatayım Bu düzenlemenin arkasında gerçek bir sorun var. Yıllardır şunu görüyoruz: Kaza oluyor, eksper daha sahaya çıkmadan dosya tahkime taşınıyor. Rapor yok, tespit yok, tutar yok. Ama başvuru yapılmış. Böyle bir başvuruda hakem neyi değerlendirecek? Ortada karşılaştırılacak bir rakam bile yok. Sirkülere destek veren meslektaşlarım haklı bir noktaya işaret ediyor: Tahkim, uyuşmazlık üretmek için değil; doğmuş uyuşmazlığı çözmek için var. Katılıyorum. Rapor tamamlanmadan dosyanın tahkime taşınması, sistemi yormaktan başka bir işe yaramıyor. Ve bu, sektörün maliyetini artırıyor. Dosya masrafı, bilirkişi ücreti, hakem ücreti, vekalet ücreti derken küçük bir hasar dosyası katlanarak büyüyor. Ama iki sorum var Buraya kadar tamam. Şimdi asıl konuya geleyim. Birinci sorum şu: Kim karar veriyor? Sirküler diyor ki, raporun gecikmesi şirketten kaynaklanmıyorsa uyuşmazlık doğmuş sayılmaz. Peki bu değerlendirmeyi kim yapıyor? Şirketin kendisi. Veri merkezine kaydı giren o. Yani bir tarafın beyanı, diğer tarafın başvuru hakkını fiilen askıya alabiliyor. Sigortalının bu değerlendirmeye itiraz edebileceği tanımlı bir yol var mı? Ben göremedim. Bakın, şirketlerin kötü niyetli olduğunu söylemiyorum. Çoğu dosyada gecikme gerçekten araç sahibinden ya da servisten kaynaklanıyor olabilir. Ama bir kuralın adil olması, iyi niyete değil yapıya bağlıdır. Bir tarafın tek taraflı beyanıyla diğer tarafın hakkı sınırlanıyorsa, orada bir denge sorunu vardır. İkinci sorum: Ne kadar bekleyeceğiz? Sirküler ekspertiz bitmeden gitme diyor. Peki ekspertiz ne kadar sürerse sürsün mü? Diyelim rapor iki ay gecikti. Üç ay oldu. Sigortalı aracını kullanamıyor, işine gidemiyor, tamiri bekliyor. Bu süre boyunca hangi kapıyı çalacak?
Sirkülerde bir üst sınır göremedim. Belki vardır, gözümden kaçmıştır. Ama kamuoyuna yansıyan haliyle böyle bir süre tanımlı değil. Ve şunu da hatırlatmak isterim: Kanunlardaki başvuru süreleri yerinde duruyor. Sirküler onları kaldırmıyor. Yani kanuni süreler yerinde duruyor. Ancak uygulamada bir belirsizlik oluşuyor. Neden bu kadar üstünde duruyorum? Çünkü bu sektörde otuz yıldır hasar tarafındayım. Ve şunu biliyorum: Bir sigortalıyı en çok yıpratan şey, ödenmeyen tutar değildir. Belirsizliktir. Ne zaman ödeneceğini bilmemek, kime soracağını bilmemek, sürecin nerede takıldığını görememek. Aracı kişiler tam bu boşlukta doğuyor. Adam çaresiz kalınca birinin kapısını çalıyor. Tahkim yolunu daraltmak, o boşluğu kapatmaz. Sadece sigortalının elindeki bir kapıyı daha kapatır. Nitekim Tahkim Komisyonu'nun geçen yılki raporuna bakın. 758 bin başvuru yapılmış ve kararların yaklaşık yüzde 77'si başvuran lehine sonuçlanmış. Bu oranı doğru okumak lazım, tahkime giden dosyalar zaten uyuşmazlığa düşmüş dosyalar. Sorunsuz kapananlar bu istatistikte yok. Ama yine de: Uyuşmazlık çıktığında dört dosyadan üçünde sigortalı haklı çıkıyor. Bu rakam bana şunu söylüyor: Sorun sadece erken başvuruda değil. Ödeme aşamasında da bir şey var. Ne yapılabilir? İki şey öneriyorum. Birincisi, ekspertiz için azami süre tanımlansın. Bu süre aşıldığında uyuşmazlık doğmuş sayılsın. Böylece hem erken başvurunun önü kesilir hem de süresiz bekleme olmaz. İkincisi, sigortalıya itiraz hakkı tanınsın. Şirket gecikmenin kendisinden kaynaklanmadığını beyan ettiğinde, sigortalı buna itiraz edebilsin ve bu itiraz bir merci tarafından değerlendirilsin. Bu iki ekleme, sirkülerin amacını zedelemez. Aksine, dengesini kurar. Son söz Düzenleyici kurumun son bir yılda attığı adımları takip ediyorum. Sıralı eksper ataması, değer kaybının otomatik hesaplanması, ortak hasar ihbar merkezi. Hepsi gerekli adımlar ve emek verilmiş. Bu sirküler de gerçek bir sorunu hedefliyor. İtirazım amacına değil. Ama bir kural yazılırken, o kuralın iki tarafa da aynı biçimde uygulanıp uygulanmadığına bakmak gerekiyor. Bugün ortada şöyle bir tablo var: Bir taraf beyan ediyor, diğer taraf bekliyor. Ve bekleyen taraf, primi ödeyen taraf.






