Kural var, kayıt yok

Kerim Bağdaş
Bu sayıda dört haber var. Biri bir gemi faciasının sigorta boyutunu, biri prim affının uzatılmasını, biri aktüer raporlarının takvimini, biri de aklama mevzuatındaki yükümlülük çağrısını anlatıyor. Dördü ayrı masadan çıkmış gibi duruyor. Oysa dördü de aynı cümleyi kuruyor: belge var, kayıt yok.
Filo Jet'ten başlayayım. Bu gazete 8 Eylül sayısının manşetinde, bilirkişi ön raporuna göre soruşturma dosyasında yolcu sorumluluk ile tekne ve makine poliçelerinin bulunmadığını yazmıştı. Aradan bir hafta geçti, bu kez basına yansıyan bilgiler geminin sigortasının bulunduğunu söyledi; bir tutar ve bir sigortacı adı da telaffuz edildi. İki tablo da doğru olabilir. Dikkat edin: ikisi de resmî bir poliçe metnine dayanmıyor.
Bir ülkede yolcu taşıyan bir geminin teminatının ne olduğu, kaza olduktan sonra gazete haberlerinden öğreniliyorsa, sorun poliçenin yokluğu değildir. Sorun, o poliçenin nerede kayıtlı olduğunu bilen bir sistemin bulunmamasıdır. Sefer izni verilirken poliçe numarası, teminat sınırı ve sigortacının adı bir yere yazılmış olsaydı, bugün kimse tahmin yürütmezdi.
Prim affına geçelim. Başvuru süresi 16 Eylül'de 30 Eylül'e uzatıldı; son ödeme tarihi 23 Ekim olarak korundu. Uzatma, borçluya nefes aldırır ve buna itirazım yok. Benim itirazım şuna: bu af bittiğinde kaç başvuru geldiğini, ne kadar borcun yapılandırıldığını ve bunun ne kadarının tahsil edildiğini yine öğrenemeyeceğiz. Sonucu açıklanmayan bir af, tekrarlandıkça kural hâline gelir. Zamanında ödeyenle ödemeyen arasındaki fark da her seferinde biraz daha silinir.
Üçüncü haber teknik görünüyor ama değil. Para, Kambiyo ve İnkişaf Sandığı İşleri Dairesi, 11 Mart 2026 tarihli yazısıyla üç aylık hesap özetlerinin aktüer onaylı olarak sunulmasını tarif etti; yıllık aktüerya raporu için de nisan ayı sonunu işaret etti. Bu iyi bir adımdır. Aktüer onayı, şirketin ayırdığı karşılığın bağımsız bir teknik gözden geçtiği anlamına gelir.
Ama bu raporlar nereye gidiyor? Sigorta Yöneticisi'ne. Peki kamuya ne geliyor? Hiçbir şey. Sektörün topladığı prim, ödediği hasar, ayırdığı karşılık — bunların hiçbiri düzenli bir yayında yok. Şirket bazında istemiyorum; kimsenin ticari sırrını da talep etmiyorum. Toplulaştırılmış bir tablo, hiçbir şirketi ifşa etmeden piyasanın sağlığını gösterir.
Dördüncü haber, yükümlülüğün acentenin masasına kadar indiğini hatırlatıyor. Suç Gelirlerinin Aklanmasını Önleme Kurulu, 6 Ağustos 2026 tarihli duyurusunda yükümlülerden Mali Bilgi Edinme Birimi'ne ivedilikle başvurmalarını istedi. Yükümlüler listesinde sigorta ve reasürans şirketleri ile sigorta aracıları da var.
Duyurunun dilindeki bir ayrıntı üzerinde durmak istiyorum: “hâlihazırda temasa geçmemiş” olanlardan söz ediliyor. Yasa 4 Ocak 2024'te yürürlüğe girdi. Aradan iki buçuk yıl geçti ve hâlâ kayda hiç girmemiş yükümlüler olduğu anlaşılıyor. Bu, denetimin sertliğiyle değil, kapsama alma oranıyla ilgili bir sorundur. Kaç yükümlü var, kaçı kayıtlı? Bu iki sayı açıklanmadan uyumdan söz edemeyiz.
Şimdi dördünü yan yana koyalım. Poliçe var ama kapsamı kayıtlı değil. Af var ama sonucu yayımlanmıyor. Aktüer raporu var ama toplu veri kamuya açılmıyor. Yükümlülük var ama kaçının yerine getirildiği bilinmiyor.
Buradan çıkan sonuç şudur: KKTC sigortacılığının asıl eksiği kural değil. Kural üretiliyor — tüzük çıkıyor, genelge yazılıyor, yasa yürürlüğe giriyor. Eksik olan, kuralın uygulandığını gösteren kayıt ve o kaydın kamuya açılmasıdır. Kamunun göremediği bir denetim, denetim değil iç yazışmadır.
İtirazı baştan kabul edeyim: burası küçük bir piyasa, kadro dar, her şey yayımlanamaz. Doğru. Ama yayımlanması istenen şey ansiklopedi değil. Dört tablo, yılda bir kez, birer sayfa: sefer izni verilen gemilerin sigorta kaydı; af sonuçları; sektörün toplulaştırılmış teknik verisi; kayıtlı yükümlü oranı. Bunları hazırlamak bir kurumun bir haftasını alır.
Sigortacılık güven işidir, bunu hepimiz söylüyoruz. Ama güven, poliçenin üstündeki imzadan değil, o poliçenin arkasındaki kayıttan doğar. 8 Eylül sayısında yazmıştım, burada da tekrar edeyim: bir güvencenin var olduğunu söylemek yetmez; nerede yazılı olduğunu da göstermek gerekir.






