Sigortanın Sesi — The Voice of InsuranceSigortanın SesiSigortanın Sesi — Sektörün Ortak Sesi
Dolar48,80Euro56,03Gram altın6.798

Rakamı kim tutuyor

Rakamı kim tutuyor

Bu sayıdaki dört haberin ortak yanı konuları değil, rakamın kimin elinde olduğu. Birinde rakamın açıklanacağı gün belli. Birinde rakam var ama söylenmiyor. Birinde rakam hiç üretilmiyor. Birinde ise rakam bir onay dosyasının içinde duruyor. Dördü aynı adada, aynı hafta. Kerim Bağdaş

Bu sayıda Kıbrıs'tan dört haber var. Biri borsada işlem gören bir sigortacının yarıyıl sonuçlarını, biri bir portföyün el değiştirmesini, biri emeklilik reformunun maliyetini, biri de meclisin sigorta denetimi üzerine yaptırdığı araştırmayı anlatıyor.

Dördü ayrı masadan çıkmış görünüyor. Yan yana koyduğunuzda aynı soruyu soruyorlar: bu işin rakamı kimin elinde ve o kişi onu ne zaman söylemek zorunda?

Cevap dört haberde dört ayrı çıkıyor. İlginç olan da bu.

Takvimi olan rakam

Atlantic Insurance ağustosta kâr uyarısı yayımladı, sonuçların geçen yılın altında kalacağını bildirdi ve yönetim kurulunun toplanacağı günü duyurdu: 24 Eylül, saat 10.30, Lefkoşa.

Bu, bu sayıdaki en düzgün davranıştır ve teslim edilmelidir. Şirket kötü haberi sonuçlardan yaklaşık bir buçuk ay önce verdi, sonra da rakamın açıklanacağı saati kamuya yazdı. Borsada işlem gören bir sigortacıdan beklenen budur; ama beklenen şeyin yapılması da kayda değer.

Yine de bir sınırı var. Atlantic'in rakamı Atlantic'in rakamıdır. Şirket hasarların azaldığını, net sigorta gelirinin arttığını söylüyor; bunun piyasanın genelinde de böyle olup olmadığını okuyucu hiçbir yerden öğrenemez, çünkü sektörün toplulaştırılmış teknik verisi düzenli yayımlanmıyor. Tek şirketin tablosu bir eğilim değil, bir veri noktasıdır.

Cebinde tutulan rakam

Emeklilik reformunda tablo tersine dönüyor. Çalışma Bakanı, reformun yıllık maliyetinin 50 milyon euronun “belirgin biçimde üzerinde” olacağını söylüyor. Bir gazeteci uzman tahminini hatırlattığında verdiği karşılık şu: “belirgin biçimde daha fazla olacak.” Rakamın kendisi yok.

Aynı açıklamada başka her şey sayıyla veriliyor: 123.000 emekli, 100 euronun üzerinde artış alacak 50.000'den fazla kişi, 200 euro alacak 8.000'den fazla kişi, yüzde 5 ile yüzde 55 arasında değişen artışlar. Yani bakanlık sayı üretebiliyor. Üretilmeyen tek sayı, bunların faturası.

Takvim ise işliyor: tasarılar 30 Eylül'e kadar meclise sunulacak, danışma kurulu 10 Ekim'e kadar toplanmaya devam edecek, uygulama 1 Ocak 2027'de başlayacak. Meclis, yıllık maliyeti kamuya açıklanmamış bir öneriyi görüşmeye başlayacak. İşveren örgütü OEV'in “bu iyileştirmeler nasıl finanse edilecek” sorusu bu yüzden teknik bir itiraz değil; usule ilişkin bir itirazdır ve yerindedir.

Hiç üretilmeyen rakam

Üçüncü haber, meclisin kendi araştırma servisine yaptırdığı çalışma. Bu sayının en çok konuşulması gereken bulgusu orada: Kıbrıs'ta trafik primleri yasal düzenlemeye tabi değil, şirketler serbest tarifeyle çalışıyor ve bonus-malus ile hasarsızlık geçmişinin değerlendirilmesi her şirketin takdirine bırakılmış.

Serbest tarife başlı başına bir kusur değildir; rekabetin fiyatı aşağı çekmesi beklenir ve bu meşru bir tercihtir. Kusur, serbestliğin yanına hiçbir karşılaştırma zemini konmamış olmasıdır. Aynı sürücü, aynı hasarsızlık geçmişi, iki şirkette iki ayrı fiyat — ve farkın nereden geldiğini gösteren yayımlanmış tek bir veri yok.

Araştırmanın kendisi bunu istemeden itiraf ediyor. Meclis, Avrupa Parlamento Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi'ne soru gönderirken tam da şunu sormuş: hasar oranı, hasar sıklığı ve yaş grubuna göre ortalama hasar maliyeti nasıl toplanıp değerlendiriliyor? Yani ada, kendi piyasasında yayımlanmayan verinin başka ülkelerde nasıl toplandığını yurt dışına sormuş.

Bu, acentenin masasına düşen bir yüktür. Fiyat farkını müşteriye açıklamak zorunda kalan odur; elinde ise şirket politikasından başka dayanak yoktur.

Dosyada duran rakam

Dördüncü haberde bir portföy el değiştiriyor. Anytime, Gan Direct'in motor ve mülk portföyünü devralıyor; duyuruda devrin düzenleyici onaya ve yasal işlemlerin tamamlanmasına tabi olduğu açıkça yazılı.

Onay şartının yazılı olması iyidir. Ama sigortalı açısından tablo şudur: poliçesinin hangi şirkete geçeceğini bir basın duyurusundan öğreniyor, portföyün büyüklüğünü öğrenemiyor, poliçe şartlarının ve hasar süreçlerinin devirden sonra nasıl yürüyeceğini ise ancak onay tamamlandığında görecek. Rakam burada gizlenmiyor; bir dosyanın içinde bekliyor. Aradaki fark önemli, ama sigortalı için sonucu şimdilik aynı.

İstenen şey büyük değil

Dördünü toplayalım. Borsadaki şirket rakamını takvimle açıklıyor. Bakan rakamı biliyor ama söylemiyor. Piyasa rakamı hiç üretmiyor. Düzenleyici rakamı dosyasında tutuyor.

Buradan çıkan sonuç, Kıbrıs'ta denetimin zayıf olduğu değildir. Meclis araştırması denetimin Solvency II eksenli, risk temelli ve öngörücü olduğunu, yerinde ve uzaktan denetimleri birlikte yürüttüğünü kaydediyor. Sorun denetimin gücünde değil, denetimin ürettiği bilginin kamuya ne kadarının döndüğünde.

İstenen şey de büyük değil. Yılda bir kez, üç tablo: trafik branşında toplulaştırılmış hasar oranı, hasar sıklığı ve yaş grubuna göre ortalama hasar maliyeti — yani meclisin yurt dışına sorduğu verinin ta kendisi; sektörün toplulaştırılmış teknik sonucu; ve portföy devirlerinde devredilen poliçe sayısı. Hiçbiri ticari sır değildir, hiçbiri tek şirketi ifşa etmez. Bir sigorta sözleşmesinin değeri, satılırken söylenen fiyatta değil, hasar anında ödenen tutardadır; o tutarın piyasa genelinde nasıl seyrettiğini görmeden ne sigortalı seçim yapabilir ne acente tavsiye verebilir.

İlgili Haberler

Beş hafta ve üç yılKöşe Yazısı

Beş hafta ve üç yıl

Bu sayıdaki dört haberin ortak yanı konuları değil, saatleri. Sigorta şirketinin yükümlülüğü söz konusu olduğunda takvim güne kada

Sigortanın Sesi3 dk okuma