Sigortanın Sesi — The Voice of InsuranceSigortanın SesiSigortanın Sesi — Sektörün Ortak Sesi
Dolar48,52Euro56,28Gram altın6.792
Güncel Haberler

Cezası priminden ucuz olan bir zorunluluk

Cezası priminden ucuz olan bir zorunluluk

Bakü'de bir daireyi zorunlu sigorta kapsamında sigortalatmanın yıllık bedeli 50 manat. Sigortalatmamanın bedeli 30 manat. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda, o sigortanın neden yapılmadığını anlamak için başka bir açıklamaya gerek kalmıyor.

Daşınmaz əmlakın icbari sığortası, Azerbaycan'da 2011'den beri kanunla zorunlu. Konutu, dairesi, iş yeri olan kişinin bu sözleşmeyi yapması gerekiyor. Kâğıt üzerinde mesele burada bitiyor. Hayatta ise tam burada başlıyor.

İcbari Sığorta Bürosu'nun kendi sayfasındaki rakamlar şöyle. Bakü'de bir ev ya da daire için sigorta bedeli 25.000 manat, muafiyet 250 manat. Gence, Sumqayıt ve Nahçıvan'da bedel 20.000, muafiyet 200 manat. Diğer yerleşim yerlerinde 15.000 ve 150 manat. Yıllık prim ise Bakü'de 50, o üç şehirde 40, diğer şehir ve rayonlarda 30 manat.

Şimdi bu 25.000 manatın bugün ne aldığına bakalım. Emlak piyasası verilerine göre 2026'da Bakü'de ikincil piyasada metrekare fiyatı rayona göre 1.800 ile 3.150 manat arasında; 65 metrekarelik ortalama bir daire yaklaşık 178.000 manat ediyor. Yani zorunlu sigortanın ödediği azami tutar, sigortaladığı dairenin yaklaşık yedide biri. (Bu oran hesabı bize aittir; kaynak verilerde yer almamaktadır.)

Bunu bir kusur olarak yazmıyorum. 50 manat prim karşılığında bir dairenin tamamının teminat altına alınmasını kimse bekleyemez; 50 manat, bir dairenin bedelinin binde üçünden azdır. Sorun teminatın küçük olması değil. Sorun, teminatın da priminin de aynı yerde, aynı yılda durmuş olması ve arada geçen zamanda konut fiyatlarının bambaşka bir yere gitmiş olması.

İkinci rakam: 30 manat

İnzibati Xətalar Məcəlləsi'nin 469.1'inci maddesine göre, sigortacıyla zorunlu sigorta sözleşmesi yapmayan gerçek kişiye 30 manat, vazifeli şahsa 80 manat, tüzel kişiye 200 manat para cezası kesiliyor.

Bakü'de yaşayan bir daire sahibi için bu şu demek: sigortayı yaptırırsa 50 manat ödüyor, yaptırmazsa ve yakalanırsa 30 manat ödüyor. Kuralı çiğnemek, kurala uymaktan 20 manat ucuz.

Bu terslik fark edilmemiş değil. 2019'da İnzibati Xətalar Məcəlləsi'nin 469'uncu maddesindeki cezaların artırılması gündeme geldiğinde, gerekçe olarak tam da bu gösterildi: bazı durumlarda cezanın miktarı sigorta priminden kat kat az. Yani sorunu ilk söyleyen biz değiliz, kanun koyucunun kendisi.

Üstelik bu, cezanın kesildiği varsayımıyla yapılan bir hesap. 2020 başında konuyu araştıran Azerbaycan basınına göre, konutların sigortalanmasını denetlemekle görevli yerel icra organları bu sürece dair tecrübelerinin olmadığını, ceza mekanizmasından haberdar olmadıklarını söylemiş; Bakü Şehir İcra Hakimiyeti de böyle bir mekanizmanın bulunmadığını belirtmişti. O tarihten bu yana mekanizmanın kurulduğuna dair kamuya açık bir bilgiye ulaşamadım.

Üçüncü rakam: tahsilat düşüyor

Bir kuralın hayatta karşılığı olup olmadığını anlamanın en kısa yolu, o kuraldan toplanan paraya bakmaktır.

Merkez Bankası verilerine dayanan habere göre 2026'nın ocak-şubat döneminde daşınmaz əmlakın icbari sığortası üzerinden 5 milyon 56 bin manat prim toplandı. Bir yıl önce aynı dönemde bu rakam 19 milyon 914 bin manattı. Yani tahsilat 3,9 kat azalmış durumda.

Aynı dönemde bu branşta zarar oranı yüzde 3,3'ten yüzde 8,6'ya çıktı. Bu ikisi birlikte okunduğunda ortaya şu çıkıyor: poliçe alan azalıyor, ödeme isteyen artıyor. Sigortanın mantığı tam tersini gerektirir.

Bu tabloda kimseyi suçlamak için bir yer yok. Vatandaş kaçmıyor; kimse ondan istemiyor. Şirket satmıyor değil; satacağı ürünün fiyatını da teminatını da kendisi belirlemiyor. Denetleyici görevini savsaklamıyor; ceza mekanizmasının kurulması onun tek başına vereceği bir karar değil. Yanlış olan, doğrunun kimsenin görevi olmaması.

Bunun neden önemli olduğu

Azerbaycan deprem kuşağında bir ülke. Konut, bir ailenin ömrü boyunca sahip olduğu en büyük varlık ve çoğu ailede tek varlık. Zorunlu emlak sigortası tam da bunun için var: büyük bir olay olduğunda insanların elinde bir şey kalsın diye.

Bir de şu var, poliçede yazıyor ama konuşulmuyor: Bakü için muafiyet 250 manat. Yani küçük hasarların önemli bir bölümü zaten ödenmez. Bu, ürünün yanlış kurulduğu anlamına gelmiyor — muafiyet, primi düşük tutmanın karşılığıdır. Ama bunu bilerek satın almakla, ödeme istediği gün öğrenmek arasında büyük fark var.

Benim itirazım sigortanın küçüklüğüne değil. İtirazım, bir şeye "zorunlu" demeye devam edip onu zorunlu kılan üç ayağı da boş bırakmaya. Teminat gerçeğin gerisinde, ceza primin altında, denetim ortada yok. Böyle bir düzende "zorunlu" kelimesi, sigortalıya bir koruma vaat ediyor ve o vaadi tutmuyor.

Üç şey istiyorum, üçü de teknik: Birincisi, sigorta bedeli ile prim birlikte ve düzenli olarak güncellensin; ikisi 2011'de dondurulmuş bir çift olarak kalmasın. İkincisi, ceza ile prim arasındaki terslik giderilsin — ya ceza primi anlamlı biçimde aşsın ya da bu sigortanın zorunlu olduğu iddiasından vazgeçilsin; ikisinin ortası, bugünkü hâl, en kötüsü. Üçüncüsü, poliçeyi satın alan kişi 25.000 manatın bugün ne ettiğini o anda görsün; teminatın ne kadarının karşılandığı, satış ekranında tek satırla yazılabilir.

Sigortada en tehlikeli şey, hiç sigortası olmayan insan değildir. Sigortası olduğunu sanan insandır.

İlgili Haberler