SEDDK bu masada kesin olmalı

Türkiye Sigorta Birliği'nin COP31 kapsamında kuracağı Insurance House'un programı açıklandı. 11-14 Kasım'da Antalya'da gerçekleştirilecek etkinlikte yedi panel ve dört keynote oturum yer alıyor. Başlıklar COP31 Eylem Gündemi ile hizalanmış durumda ve koruma açığı merkeze alınmış. Ancak bir konu programda görünmüyor: Sektörün kendi taşıma kapasitesi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek.
Türkiye Sigorta Birliği ise bu kapsamda 11-14 Kasım arasında Insurance House adıyla bir çalışma ve buluşma alanı kuruyor. Etkinlik Titanic Deluxe Golf Belek'te düzenlenecek.
Program iki bölümden oluşuyor. 11-12 Kasım'da Birliğin oturumları, 13-14 Kasım'da ise UNEP FI'nin COP31 Global Sustainable Insurance Summit programı yer alıyor.
Yedi panel, dört keynote
Açıklanan programda şu başlıklar bulunuyor:
• İklim Dirençli Şehirler ve Afet Risklerinin Finansmanı
• Temiz Enerji ve Yeşil Sanayileşmenin Sigortalanması
• Türkiye İklim Raporu: Veri, Modelleme ve Sektörel Risk Haritası
• Kapsayıcı İklim Dayanıklılığı: Sağlık, Gençlik ve Toplum
• Gıda Güvenliği, Mavi Ekonomi ve Doğa Temelli Çözümler
• Riski Dinlemek: Erken Tespit ve Dayanıklı Sigortacılık
Bir panelin başlığı ise henüz belirlenmemiş durumda.
Başlıklar, COP31 Eylem Gündemi'nin on öncelikli alanıyla hizalanmış görünüyor. Sıfır atık, okyanuslar, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, gençlik ve eğitim, yeşil sanayileşme, temiz enerji ve diğerleri.
Bu, yerinde bir tercih. Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı bir zirvede o gündeme uyum sağlamak gerekiyor.
Özellikle koruma açığının merkeze alınması, Türkiye açısından doğru bir vurgu.
Ancak bir başlık görünmüyor
Programın tamamına bakıldığında bir konu dikkat çekiyor.
Sektörün kendi taşıma kapasitesi.
Hiçbir oturumda şu soru merkeze alınmış değil: Hasar frekansı artarken sigorta sektörü bu riski hangi kapasiteyle taşıyacak?
Burada haklı bir itiraz gelebilir: Bu program iklim gündemini konuşuyor, sektörün kendi teknik sorunlarını değil.
Ancak iki konu birbirinden ayrılamıyor.
Programda koruma açığı var. Ve koruma açığı şu demek: Bir afette zararın ne kadarı sigortadan karşılanıyor? O soruyu cevaplayan şey taşıma kapasitesidir. Sektör taşıyamazsa, koruma açığı kapanmaz.
Uluslararası örnekler de bunu gösteriyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nde Kaliforniya ve Florida'da iklim riski arttıkça büyük sigorta şirketleri yeni konut poliçesi yazmayı durdurdu. Bazı bölgeler için sigortalanamaz ifadesi kullanılmaya başlandı.
Bu, hem bir iklim meselesi hem de bir sektör meselesi.
Rakamlar ne söylüyor?
Türkiye Sigorta Birliği'nin 2026 ilk yarı verilerine göre hayat dışı sigortalarda yatırım gelirleri hariç teknik zarar 45,3 milyar liraya ulaştı.
Geçen yılın aynı döneminde bu tutar 27,1 milyar liraydı. Artış yüzde 67.
Aynı dönemde teknik olmayan bölümden aktarılan yatırım gelirleri 121,1 milyar lira oldu. Teknik kâr bu aktarımla 75,9 milyar liraya ulaştı.
İklim tarafında da tablo net.
Devlet Destekli Tarım Sigortaları kapsamında 2025 yılında yaklaşık 35 milyar lira hasar ödemesi yapıldı. Bir önceki yıl bu tutar 12 milyar liraydı.
AFAD verilerine göre 2025'in ilk on ayında Türkiye genelinde 3 bin 35 orman yangını, 404 sel ve su baskını ile 382 heyelan olayı kaydedildi.
Yani risk büyürken teknik sonuçlar bozuluyor.
Reasürans bu soruyu çözer mi?
Akla gelen ilk cevap reasürans olabilir. Ancak üç noktaya dikkat etmek gerekiyor.
Birincisi, reasürans bedelsiz değil. Hasar frekansı arttıkça maliyeti de artıyor ve bu maliyet yerel fiyatlamaya yansıyor.
İkincisi, reasürans döngüsel. Bugün küresel piyasada kapasite bol ve fiyatlar aşağı yönlü. Ancak ocak ayında sektörde kapasite sıkılaşmasından ve yükselen muafiyetlerden söz ediliyordu.
Üçüncüsü, reasürör de şart koyuyor. Daha yüksek muafiyet, daralan kapsam, bölgesel limitler.
Bu nedenle reasürans kapasiteyi artırır ancak sınırsız hale getirmez.
Açılış konuşmacıları
Programda dikkat çeken bir ayrıntı daha var.
Açılış bölümünde Birlik Başkanı'nın yanı sıra SEDDK Başkanı Davut Menteş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in adları yer alıyor.
Üçünün de yanında teşrifleri halinde notu bulunuyor.
Bakanlar açısından bu ifade, protokol gereği olağan bir kullanım.
Ancak SEDDK'nın konumu farklı. Bu etkinlik sigorta sektörünün ve SEDDK bu sektörün düzenleyicisi. Programdaki başlıkların tamamı aynı zamanda kurumun kendi gündemini oluşturuyor.
Ayrıca Türkiye bu zirveye en üst düzeyde sahip çıkıyor. Liderler Zirvesi Cumhurbaşkanı ev sahipliğinde yapılacak ve Bakan Kurum COP31 başkan adayı olarak görev yürütüyor.
Bu çerçevede düzenleyici kurumun katılımının kesinleşmesi, programın ağırlığını artıracaktır.
Program henüz tamamlanmadı
Burada olumlu bir nokta var.
Program üzerinde çalışma devam ediyor. Birçok oturumda konuşmacı bilgisi henüz belirlenmemiş, bir keynote oturumun içeriği ve bir panelin başlığı açıklanmamış durumda.
Dolayısıyla eklemeler yapılması mümkün.
Bu değerlendirme, Insurance House çalışmasını ya da belirlenen gündemi eleştirmek amacıyla hazırlanmamıştır. Koruma açığının merkeze alınması ve uluslararası paydaşların bir araya getirilmesi, sektör açısından değerli bir çabadır. İşaret edilen nokta şudur: Gündeme bir başlık daha eklenirse tartışma tamamlanır.
Sonuç
Bir işletme iklim riskine karşı stratejisini kurarken sigortaya güveniyor. Tesisini, ürününü, tedarik zincirini sigortalıyor.
Sigorta bu riski taşıyabildiği ölçüde bu işlevi görebiliyor.
Şirketlere iklim stratejisi anlatmak doğru bir yaklaşım.
Ancak anlatının bir parçası da şu olmalı: Sigorta sektörü bu riski hangi kapasiteyle taşıyacak?
Çünkü koruma vaadi, koruyanın gücü kadar geçerlidir.
Biz de bu sorunun COP31 gündemine girip girmeyeceğinin takipçisi olacağız.






