Takvim var, sayı yok

Bu sayıdaki dört haberin dördünde de bir tarih var: 30 Temmuz 2027, 1 Ocak 2027, 31 Ocak 2027, 16 Eylül 2026. Dördünde de eksik olan aynı şey: sayı. Teminat sınırı, borç tutarı, tahsilat oranı, üye sayısı. Bir sektör tarihlerle değil, rakamlarla denetlenir.
Bu sayıda Lübnan'dan dört haber var. Biri sosyal güvenlik borçlarındaki indirimi, biri kara yoluyla umre turlarına getirilen sigorta şartını, biri Akdeniz aracılar birliğinin tüzük değişikliğini, biri de Kahire'deki Arap seminerini anlatıyor. Farklı masalardan çıkmışlar. Ama dördünü yan yana koyduğunuzda aynı boşluğu görüyorsunuz.
Önce en güçlü olanından başlayayım, çünkü hakkını teslim etmek gerekiyor. Umre kararı, bu gazetede aylardır aradığımız cümleyi kuruyor: poliçe Lübnan'da ruhsatlı bir şirketten olacak, reasüransla desteklenecek, Lübnan'ı, Suriye'yi, Ürdün'ü ve Suudi Arabistan'ı kapsayacak, yolcuyu ve şoförü içerecek, teminat sınırları yolcuya yazılı olarak verilecek ve belgeye makbuz eklenecek.
Bu son cümle, metnin en değerli yeridir. Çünkü sigortacılıkta asıl mesele poliçenin var olup olmaması değil, sınırının kaç olduğunun kime söylendiğidir. Yazılı teminat sınırı, hasar anında tartışmayı bitirir.
Ama tam burada kararın kendi eksiği duruyor: sınırın yazılı verilmesi zorunlu, sınırın kendisi belirlenmiş değil. Beş bin dolarlık bir teminat da yazılı verilirse metne uyar, yüz bin dolarlık bir teminat da. Asgari bir sınır konmadıkça, yükümlülük biçimsel kalır. Bir de takvim sorunu var: karar 1 Ocak 2027'de yürürlüğe giriyor. Yani bir umre sezonu daha eski kurallarla yola çıkacak.
İkinci habere geçeyim. Ulusal Sosyal Güvenlik Sandığı, 31 Aralık 2025'e kadarki borçlarda gecikme yükünün yüzde 85'ini siliyor, beş yıla kadar taksit açıyor ve 2000 yılı sonuna kadarki borçları tamamen kayıttan düşürüyor. Gerekçe makul: eski borçlar işverenin ilişik kesme belgesi almasını engelliyor, dosya kilitleniyor.
Faiz ve gecikme zammının silinmesi ile ana paranın silinmesi ayrı şeylerdir; düzenleme ilk ikisini hedeflemiş, bu doğru bir ayrımdır. Ama üçüncü hüküm ana parayı da kapsıyor: 2000 sonuna kadarki prim borçları büsbütün siliniyor. O primler, bir işçinin hizmet kaydının karşılığıydı. Silinen borcun karşısında duran hak ne oldu? Duyuruda buna dair tek satır yok.
Daha temel bir eksik var: hiçbir rakam açıklanmadı. Kapsama giren toplam borç ne kadar? Kaç işveren yararlanacak? Sandık ne kadar tahsilat bekliyor? Bu üç sayı olmadan, düzenlemenin bir kurtarma mı yoksa bir teslimiyet mi olduğunu kimse söyleyemez.
Ve şu var: sonucu yayımlanmayan af, tekrarlandıkça kural hâline gelir. Zamanında ödeyen işverenle ödemeyen arasındaki fark her seferinde biraz daha silinir. Bunu önlemenin tek yolu, 30 Temmuz 2027'de sürenin dolmasının ardından sonucun tek sayfalık bir tabloyla açıklanmasıdır.
Üçüncü haber, Akdeniz Sigorta Aracıları Birliği'nin olağanüstü genel kurulu. Birliğin başkanlığı Lübnan'da; tüzüğün dört maddesi değişti, Fransa ve Portekiz asli üyeliğe alındı, yürütme kurulunda temsil genişledi. Küçük bir piyasa için bölgesel bir başkanlık ciddi bir kazanımdır ve küçümsenmemeli.
Ama aynı kararda bir ayrıntı var: birikmiş üyelik aidatları için 31 Ocak 2027'ye kadar istisnai bir tasfiye imkânı tanınmış. Yani bu sayıda iki ayrı af okuyoruz — biri ulusal, biri mesleki. İkisinde de borcun ne kadar olduğu, kaç üyeyi ilgilendirdiği açıklanmıyor.
Dördüncü haber Kahire'den geliyor. Arap Sosyal Güvenlik Derneği'nin seminerinde, sistemlerin mali ve demografik şoklara hazırlığını ölçecek ortak Arap araçları ve daimî bir koordinasyon mekanizması önerildi. Öneri yerindedir; itirazım öneriye değil, sıraya. Ortak bir ölçüm aracına katılmanın ön şartı, ölçülecek veriyi düzenli olarak yayımlamaktır. Kendi rakamını açıklamayan bir sistem, ortak bir endekste yalnızca boş bir hücre olur.
Dördünü toplayayım. Umre kararında teminat var, sınırı yok. Af kararında tarih var, tutarı yok. Tüzük değişikliğinde temsil var, aidat tablosu yok. Seminerde ölçüm çağrısı var, ölçülecek veri yok.
Bu bir kural üretme sorunu değil. Lübnan bu yıl kural üretti: genelge çıktı, karar yayımlandı, kanun Resmî Gazete'ye girdi. Eksik olan, kuralın ne sonuç verdiğini gösteren sayının kamuya açılmasıdır. Dört tablo, yılda bir kez, birer sayfa: zorunlu teminatların asgari sınırları; af sonuçları; sektörün toplulaştırılmış teknik verisi; aracıların kayıt durumu.
Bir poliçenin var olduğunu söylemek yetmez. Kaç lira ödeyeceğini de yazmak gerekir. Bu sayfada yazılı olan dört tarih, ancak yanlarına birer sayı konduğu gün anlam kazanır.





