Sağlıkta 62 milyar liralık ürün: Büyüme yeni sigortalıdan mı, artan primden mi?

Tamamlayıcı sağlık sigortası, sektörün en hızlı büyüyen ürünlerinden biri olarak gösteriliyor. Rakamlar bunu destekliyor: yılın ilk yedi ayında 62,4 milyar lira prim üretildi. Ancak sigortalı sayısı aynı hızda artmıyor. 2023 sonunda 4,117 milyon olan tamamlayıcı sağlık sigortalısı 2026'nın ilk çeyreğinde 5,3 milyona ulaştı; iki yılı aşkın sürede yaklaşık yüzde 29 artış. Sağlık sigortası prim üretimi ise tek başına 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 30 büyüdü. Yani büyümenin bir bölümü kişiden değil, primden geliyor.
Türkiye Sigorta Birliği'nin Ocak-Temmuz 2026 verilerine göre sektörün toplam prim üretimi 859,2 milyar liraya ulaştı. Nominal artış yüzde 28,4.
Ancak enflasyondan arındırıldığında tablo değişiyor: Toplam üretimde yüzde 2,5 reel daralma var.
Bu daralmayı frenleyen az sayıda branştan biri sağlık.
Rakamlar
Hastalık-sağlık branşı, hayat dışı prim üretiminin yaklaşık yüzde 22,3'ünü oluşturuyor.
Alt kırılıma bakıldığında tamamlayıcı sağlık sigortasında 62 milyar 391,2 milyon lira, sağlık alt branşında ise 96 milyar 469,3 milyon lira prim üretildiği görülüyor. Hastalık-sağlık branşının toplamı 161 milyar 642 milyon lira.
Bir başka veri de dikkat çekici. Mayıs sonu itibarıyla sağlık branşı, 126,3 milyar lira üretimle 123 milyar 191 milyon lirada kalan zorunlu trafik sigortasını tarihte ilk kez geçerek ilk sıraya yerleşmişti.
Ancak liderlik kalıcı olmadı. Temmuz sonunda zorunlu trafik 181 milyar 808 milyon liraya çıkarken hastalık-sağlık 161 milyar 642 milyon lirada kaldı; arada 20 milyar liralık bir fark yeniden açıldı. Trafikteki sıçramanın temmuz ayında yürürlüğe giren hasar düzenlemeleriyle birlikte okunması gerekiyor.
Ama bir tespit var
Sigortalı sayısı tarafındaki tablo, prim tarafındaki hızı doğrulamıyor.
Türkiye Sigorta Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Tuba Buldu'nun mayıs ayında paylaştığı verilere göre 2026'nın ilk çeyreğinde sektörde sağlık sigortası prim üretimi yüzde 30 büyürken, tamamlayıcı sağlık sigortalısı 5,3 milyon, özel sağlık sigortalısı 2,8 milyon düzeyinde.
İkisinin toplamı 8,1 milyon. Türkiye Sigorta Birliği'nin mayıs verilerine dayanan analizinde ise 9,6 milyon yürürlükte poliçe ve 8,4 milyon tekil sigortalı görünüyor.
Bu iki veri seti, büyüme anlatısını farklı bir yere taşıyor.
Eğer prim artıyor ancak sigortalı sayısı artmıyorsa, büyümenin kaynağı yeni müşteri değil; mevcut müşterinin daha fazla ödemesidir.
Maliyet tarafı da bunu destekliyor.
Türk Tabipleri Birliği'nin özel hekimlik uygulamalarında esas alınan katsayısı 2026'da yıllık yüzde 39,96 arttı. Türkiye Sigorta Birliği ise sağlık hizmetlerindeki yıllık maliyet artışının yaklaşık yüzde 42'ye ulaştığını ve resmî enflasyonu yaklaşık 10 puan aştığını dile getirdi.
Yani primler artıyor; ancak sağlık maliyetleri primlerden daha hızlı artıyor.
Peki tamamlayıcı sağlık neden büyüdü?
Bu sorunun cevabı için biraz geriye bakmak gerekiyor.
Altı yılda bir ürün üçe katlandı, diğeri yavaş büyüdü.
2020 yılsonunda tamamlayıcı sağlık sigortalı sayısı 1,6 milyondu. 2021'de 2,595 milyona, 2023'te 4,117 milyona çıktı; 2026'nın ilk çeyreğinde 5,3 milyona ulaştı.
Aynı dönemde özel sağlık sigortası 2,8 milyonda kaldı.
Yani bir ürün üçe katlandı, diğeri ancak yavaş büyüdü.
Sebebi yapısal.
Tamamlayıcı sağlık, sosyal güvenlik sisteminin üzerine biniyor ve yalnızca anlaşmalı özel kuruluşlarda oluşan fark ücretini karşılıyor.
Özel sağlık sigortası ise riski baştan sona üstleniyor. Bu nedenle primi de belirgin biçimde yüksek.
Erişilebilir prim, ürünü tabana yayan asıl unsur oldu.
Bugünkü tablo
Türkiye Sigorta Birliği'nin Mayıs 2026 tarihli sağlık sigortası analizine göre Türkiye'de 9,6 milyon yürürlükte poliçe ve 8,4 milyon tekil sigortalı bulunuyor.
Bu rakam, istihdam edilen nüfusun yaklaşık yüzde 26'sına, toplam işgücünün ise yüzde 24'üne karşılık geliyor.
Başka bir ifadeyle, yaklaşık her dört çalışandan biri sağlık sigortası kapsamında.
Bu, bir başarı göstergesi olarak okunabilir. Ancak aynı zamanda potansiyelin büyük bölümünün henüz karşılanmadığını da gösteriyor.
Satış kanalı tablosu
Sağlık branşındaki üretimin kanal dağılımı da dikkat çekici.
Acenteler, sağlık branşında da ilk sırada: üretimin yüzde 51,2'si bu kanaldan geçiyor. Brokerler yüzde 26,6, şirket merkezi yüzde 14,6 pay alıyor.
Bankaların payı ise yüzde 7,4 seviyesinde. Sektör genelinde bankaların payı yüzde 23 iken sağlıkta bu orana inmesi dikkat çekici.
Bu tablo, sağlık sigortasının hâlâ anlatılması gereken bir ürün olduğunu gösteriyor. Çünkü teminat kapsamı, anlaşmalı kurum ağı ve bekleme süreleri gibi başlıklar, ekran üzerinden karşılaştırılması zor unsurlar.
Üç soru
1. Büyüme kişiden mi geliyor, primden mi?
Bu ayrım kritik. Çünkü prim artışıyla büyüyen bir branş, belirli bir noktada müşteri kaybetmeye başlar. Sigortalı sayısıyla büyüyen bir branş ise tabana yayılır.
Birlik verilerinde poliçe ve sigortalı sayısı yayımlanıyor. Ancak bu veriler ile prim artışının ayrıştırılmış analizi kamuya açık değil.
2. Medikal enflasyon primlere ne kadar yansıtılabiliyor?
Maliyet artışı primlerin üzerinde seyrediyor.
Ancak uzun vadede teknik sonucu zorlar. Ve bir noktada ya prim sıçraması ya da teminat daralması olarak geri döner.
3. Tamamlayıcı sağlığın sınırı nerede?
Ürün, sosyal güvenlik sisteminin üzerine kurulu. Yani anlaşmalı kurum ağı ve fark ücreti uygulaması değiştiğinde, ürünün kendisi de etkilenir.
Bu bağımlılık, ürünün en büyük avantajı ve aynı zamanda en büyük kırılganlığı.
Sonuç: İyi haber, ama tam okunmalı
Tamamlayıcı sağlık sigortası, son beş yılda sektörün en başarılı ürünü oldu. Milyonlarca kişiye özel sağlık hizmetine erişim imkânı sağladı.
Ve reel daralmanın yaşandığı bir dönemde sektörü ayakta tutan branşlardan biri.
Ancak büyümenin kaynağını doğru okumak gerekiyor.
Prim üretimi artıyorsa ve sigortalı sayısı aynı kalıyorsa, bu bir yaygınlaşma değil; fiyat artışıdır.
İkisi farklı şeydir ve farklı sonuçlar doğurur.
Biz de bu ayrımın verisiyle takipçisi olacağız.



